Ana Sayfa Umre Paketleri Hac Paketleri Bilgi & Kurumsal Galeri
Logo
UKKAŞE TURİZM Hac & Umre Organizasyonu
| |
WhatsApp
Bloglara Dön
Maneviyat Hac İbadeti

Mahşerin Provası, Ruhun Kıyamı: Adım Adım Hac Felsefesi

Hac yolculuğu, valizlerin hazırlandığı değil, kalplerin dünyalık her türlü bağdan soyunup "Lebbeyk" nidasına büründüğü bir vuslattır...

Hac Felsefesi

Selamun aleyküm aziz kardeşim,

Hac yolculuğu, valizlerin hazırlandığı değil, kalplerin dünyalık her türlü bağdan soyunup "Lebbeyk" nidasına büründüğü bir vuslattır. Bu yolculukta öyle duraklar vardır ki; her biri insanın yaratılış gayesini bir ayna gibi yüzüne çarpar. Gelin, bu mukaddes yolun felsefesini üç durakta tefekkür edelim.

1. Arafat: Mahşerin Provasında Bir Tefekkür

Arafat, "tanışmak" ve "bilmek" demektir. Adem Aleyhisselam ile Havva Validemiz’in yeryüzünde buluştuğu o ilk nokta, aslında kulun Rabbiyle yeniden tanıştığı yerdir. Arafat vakfesi, zamanın ve mekanın durduğu o beş-altı saatlik dar vakit, aslında mahşerin bir provasıdır.

Orada ne rütbe kalır ne de mal... Sadece beyaz bir ihram ve "Ey Rabbim, ben geldim!" diyen bir kul vardır. Arafat’ta güneş alçalırken kalbin yükselmesi gerekir. O kızgın kumların üzerinde yapılan tefekkür, insanın kendi hiçliğini fark etmesidir. Efendimiz’in (s.a.v) kollarını kaldırıp saatlerce ümmeti için dilediği o mağfiret, bizim de kendi nefsimizden kaçıp Allah’a sığınmamızın adıdır.

2. Müzdelife: Sessizliğin İçindeki Büyük Şuur

Arafat’ın o mahşeri kalabalığından sonra akşamın karanlığıyla Müzdelife’ye geçilir. Müzdelife, "yakınlaşmak" demektir. Arafat’ta kendimizi tanıdık, şimdi ise geceyle beraber Rabbimize yaklaşma vaktidir.

Yıldızların altında, kupkuru taşların üzerinde geçirilen o gece, bir şuur eğitimidir. İnsan orada, toprağın üzerinde en yalın haliyle uyurken, dünya saraylarının ne kadar geçici olduğunu anlar. Elinde topladığın o küçük taşlar aslında sadece taşa değil; kendi içindeki kibir, haset ve dünya sevgisi gibi şeytanı besleyen damarlara fırlatılacak birer "uyanış" mermileridir. Müzdelife, Kabe’ye varmadan önceki son arınma durağıdır; sessizliğin içinde kalbin sesini duyma makamıdır.

3. Kabe’nin Gölgesinde Kalbi Diriltmek

Ve nihayet Beytullah... Hac yolculuğunun kalbi, kainatın merkez noktası. Kabe’ye o ilk bakış, bir ömre bedeldir. Orası sadece taştan bir bina değil, Allah’ın yeryüzündeki tevhid nişanesidir.

Kabe’nin gölgesine sığındığında, insan aslında annesinin kucağına dönmüş bir çocuk gibi hisseder. Tavaf ederken; güneşin etrafındaki gezegenler gibi, her bir dönüşte katman katman dünyadan uzaklaşıp merkeze, yani aslımıza döneriz. Hacerül Esved’e selam verirken, Rabbimizle olan "ezeli sözleşmemizi" tazeleriz. O siyah örtünün gölgesi, kalbi diri tutan bir rahmet şemsiyesidir. Orada ölen, nefistir; dirilen ise ruhtur.

Son Söz: Hacdan Sonraki "Hacı"

Aziz kardeşim, Hac biter ama haccın felsefesi bitmez. Eğer Arafat’taki tefekkür seni daha mütevazı yapmadıysa, Müzdelife’deki şuur seni haramlardan sakındırmıyorsa ve Kabe’nin gölgesindeki o diriliş hayatına bir nizam vermediyse; yolculuğun sadece yollarda kalmış demektir.

Gerçek Hacı, Kabe’yi kalbine yerleştirip evine öyle dönendir. Rabbim her birimize o kutsal toprakların ruhunu ömrümüzün her anına yaymayı nasip eylesin.

- Ukkaşe Turizm

237: 238: 239: 307: 308: